Her Şeye Rağmen
- Çağrı Deniz Kaya

- 8 Eki
- 1 dakikada okunur
Bir Psikologdan Varoluş Üzerine Notlar
Hayat, bazen insanın dayanıklılığını değil, anlam duygusunu sınar. Her şey yolunda görünür ama içerde bir eksilme hissi vardır. Zihnin derinlerinde sessiz bir yorgunluk dolaşır; sanki hiçbir şey tam olarak yerine oturmuyordur.
Bu noktada insanın aklına ister istemez şu soru gelir: “Bütün bunların anlamı ne?” İşte tam da orada başlar psikolojinin en insani tarafı: varoluşun ağırlığını taşımak.
Direnç, Acıya Karşı Değildir
Her şeye rağmen yaşamak, çoğu zaman bir zafer duygusu değil, sessiz bir karardır. İnsanın iç sesi fısıldar: “Devam et.” Bazen bu, bir anlam arayışı değil, sadece bilincin sürdürme çabasıdır.
Psikolojide buna dirençlilik deriz.Ama bu kavram, istatistiksel bir beceriden çok, ruhsal bir sezgiye benzer: İnsan, anlam bulamadığında bile yaşamayı sürdürür, çünkü bilinç kendini korumayı seçmiştir.
Her acı, insanı iki yola çağırır: Ya kapanmaya, ya da içe bakmaya. Kapanmak, kısa vadede korur; ama içe bakmak, uzun vadede dönüştürür.
Felsefe bize, acının kaçınılmazlığını; psikoloji ise, acının içinde kalabilmenin öğretisini anlatır. Belki de “her şeye rağmen” diyebilmek, acıdan kurtulmak değil, onunla birlikte yaşamayı öğrenmektir.

İyileşme Yeni Bir Denge Kurmaktır
Bir noktadan sonra insan, “iyileşmek” kelimesini yeniden tanımlar. Artık eskisi gibi olmayı değil, yeni bir denge kurmayı arzular. Acının bıraktığı boşlukta bir dinginlik oluşur, yıkıntının ortasında bile bir düzen hissedilir.
Ve insan anlar: İyileşmek, geçmişi unutturmaz; ama geçmişin artık seni yönetmemesini sağlar.
“Her şeye rağmen” demek, umutlu olmak zorunda değil. Bazen sadece bilinçli bir kabulleniştir. Hayatı tüm eksikliğiyle, tüm ağırlığıyla taşımayı seçmektir. Ve belki de en derin iyileşme tam orada başlar: İnsanın, kendine yeniden sessizce “tamam” diyebildiği yerde.
“Her şeye rağmen yaşamak, anlam bulmak değil;anlamı ararken kendini kaybetmemeyi öğrenmektir.”






Yorumlar